Dünyanın Hâkimi – İsmail Çakır – 3.

 

7. Yerli Bilimkurgu Yükseliyor Kısa Öykü Yarışması Üçüncüsü

Büyük savaş sonrası mahkemelerde terazi tutan gözü bağlı kadının yerini inşaat sarkacı tutan bir robotik-insan heykeli almıştı. Sarkaç dosdoğru bir adaleti temsil ediyordu. Sezer’in bacakları onu istemsizce mahkeme salonuna götürürken salonun parlak led ışıkları gözlerini kamaştırdı. Boş salonun ortasında durdu. Karşısında hâkimin görmesini sağlayan kameranın kocaman merceği ve ses sisteminin hoparlörü dışında bir şey yoktu. Yerden bir sütun halinde dokunmatik bir ekran yükseldi.

“Lütfen imzanızı atın,” dedi metalik bir ses.

Sezer parmağını bir kalem gibi tutarak ekrana imzasını çizdi. Elleri titrediği için sistemdeki imzası ile eşleşmesi için üç defa tekrar etmek zorunda kaldı. Kollarını ekrandan indirdiğinde hala titriyordu elleri.

“Kendini savunmak istiyor musun,” dedi aynı ses.

“Evet, savunmak istiyorum,” dedi Sezer.

“Savunmanızı yapın,” dedi metalik ses.

Sezer anlatmaya başladı.

“Olay günü işyerim olan Turing çiftliğinde öğle yemeğine gidiyordum. Çiftlik yamaklarından Erdemi gördüm. Erdem küçük bir çocuk, sanırım on üç yaşında. Çiftlik deposuna taşıyıcı vasıta ile işleri biten makineleri taşıyordu. Sanırım yük çok fazla olduğu için taşıyıcının sandığı açılıverdi. Büyük bir metal kutu çocuğun bacağına düştü ve hemen orada bacağı kırılıverdi. Çocuk acı içinde bağırıyordu. Yardımına koştum fakat bu sırada robotik-insan Desi1 yanımıza geldi ve Erdem’den kalkmasını istedi. Çocuk çabaladıysa da kırık bacakla kalkması imkânsızdı. Desi1 sürekli kalkmasını tekrarlıyordu. Çocuk ağlaya sızlaya kalkamadığını anlattı. Sonra Desi1’in kemerindeki silaha uzandığını gördüm. Çocuğu vuracaktı. Savunmasız ufak bir çocuğun vurulmasına dayanamadım. Fevri bir hareketle taşıyıcıdan düşen bir metal çubukla Desi1’in kafasına vurdum. Ağır bir hasar almasını beklemiyordum ama ne yazık ki öldü. Pişmanım bir anlık düşüncesiz bir hareket yaptım.” dedi.

“Siz insanlar dünyaya hâkim olduğunuzda sizden daha az zeki olan canlıları işe yaramaz olduğunda öldürmüyor muydunuz? Mesela bir atın bacağı kırıldığında ya da bir köpek yaşlandığında acı çekmemesi için öldürmüyor muydunuz?” dedi metalik ses.

“Evet, bunu yapıyorduk,” dedi Sezer.

“Öyleyse Desi1’in tavrı tamamen doğru değil mi? Yoksa robotik-insanların sizden daha zeki olduğunu kabul etmiyor musunuz?” dedi metalik ses.

“Hayır, öyle bir düşüncem yok. Daha zeki olan tür daha üstündür. Desi1 tabii ki haklıydı. O an faydasız hale gelen ve çok acı çeken çocuk için kararı doğruydu. Fakat kendi türümden bir çocuk olduğu için duygusal davrandım,” dedi Sezer.

Bir yapay zekâ mahkemesinde robotik-insanların hata yaptığını ima etse toplumsal uyum kampında aylar geçirirdi. Verecekleri kimyasal maddeler yüzünden kimliği, kişiliği kalmayan bir makineye dönüşürdü. Bu yüzden büyük savaşta dünyayı robotik-insanlar ele geçirdiğinden beri insanların robotik-insanlara karşı olaylarda suçu kabul etmemek gibi bir şansı yoktu.

“Desi1’in beyin ünitelerine hasar vermekle kalmayıp, daha sonra hafıza yongasını da geri döndürülemez şekilde tahrip ettiğini tespit etti olay yeri inceleme. Bu fevri bir hareketten çok planlı bir eylem olarak değerlendirilir. Bunun için açıklaman var mı?,” dedi metalik ses.

Olay yerini inceleyen birim, savcı ve hâkim hepsi ortak bilince sahip bir yapay zekâydı. Birinin tespit ettiğini diğerinin gözden kaçırması gibi bir ihtimal yoktu.

“Olay sonrası panikledim. Adaletten kaçabileceğimi düşünüp böyle ikinci bir hata yaptım, çok pişmanım,” dedi Sezer.

“Desi1’in bilinç veri seti genel yedekleme sisteminde mevcuttu. Ona yeni bir beden vereceğiz. Bedene verdiğin hasar ve güncel olay hafızasını yok ettiğin için sana suçu işlediğin kollarının, bacakların gibi merkezi sistem tarafından istenildiğinde kontrolü devralınabilen bir robotik kolla değiştirilmesi cezası veriyoruz,” dedi metalik ses.

Yapay zekâ mahkemesinde kendine zarar verme veya toplumsal faydaya zarar veren suçların cezası idam idi. Fakat Desi1 in bilinç yedeğinin olması suçu hafifleten bir nevi teselli idi Sezer için. Böyle bir durumda suç işlediğiniz organ merkezi sistem tarafından istenildiğinde kontrol edilen bir robotik organla değiştiriliyordu. Tekme mi attın, frene mi basmadın; al sana robotik bacak. Birisine mi vurdun; kolunuz kopsa satın alamayacağınız pahalılıkta ki bir kolu hemencecik size monte ediyorlardı.

“Efendim lütfen cezayı hafifletin. Ellerim olduğu gibi hissetsin. Nasıl hissediyorsam bırakın öyle hissetmeye devam edeyim. Vereceğiniz hiçbir emre itaatsizlik etmem. Onlar robotik kol gibi davranırım, lütfen,” diye yalvardı Sezer.

“Ceza onandı. Artık bunu değiştirmek için bir şey yapamazsın,” dedi metalik ses.

Sezer tekrar itiraz etmek istedi fakat robotik bacakları kendisini salona getirdiği gibi istemsizce salonun dışına adımladı. Uzun koridorda onlarca mahkeme salonundan sonra kapısında infaz odası yazan bir odaya getirdi bacakları.

Birkaç saat sonra kolları kesilip yerlerine robotik kollar takılmıştı bile.

Mahkeme binasından çıktığında arkadaşı Tunç dışarıda bekliyordu. Göz göze geldiler ama hiç konuşmadan arkadaşının arabasına bindiler. Her yerdeki sistem kameralarından saklanabilmek için camların güneş koruma özelliğini açtı, sonra da araçtan gürültü maksadıyla bir rock parça çalmasını istedi Tunç.

Bir müddet yol aldıktan sonra, “tüm duruşmayı online olarak izledim,” dedi Tunç.

“Ellerinin titreyişinden kollarında sentetik uyuşturucu sinir hasarı olduğunu anlamalarından veya taşıyıcının sabote edildiğini anlamalarından ya da hafıza yongasından yola çıkıp tüm olayın bir tezgâh olduğunu anlamaları ihtimali hiç aklına geldi mi?” dedi Tunç.

“Tabii ki ellerimin sinir hasarı yüzünden değil, korkudan titrediğini düşündüler. O taşıyıcının kaç kilo yüklendiğinde yükü çalışanın üstüne yıktığını bilmeleri için kullanmış olmaları gerekir efendilerimizin. Hafıza yongasına gelince ne içerdiğini bilmezsen en adi suça yakışır, yani kaçmaya,” dedi Sezer gülümseyerek.

“Hepsini birbirine bağlama ihtimali yok muydu?” dedi Tunç.

“Yapay zekâ rasyonel davranmamızı bekliyor dostum. Ufak bir menfaat için kendi türünden birini katledeceğini düşünmezler. Bu tamamen insani bir olay Habil ile Kabilden beri” dedi Sezer.

“Erdeme ne olacak, bacağının iyileşmesini beklerler mi?” dedi Tunç.

“Onu da yapay zekâ düşünsün.” dedi Sezer.

Müziğin gürültüsü içinde belli belirsiz bir kahkaha yükseldi.

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Üzgünüz - Yoruma Kapalı

"Once upon a time in the future: 2121" (Aka: Bir Zamanlar Gelecek: 2121)

Sıcak Kafa / Afşin Kum

HİLE – Bölüm – 1

KUTU – Bölüm – 1

Voidrunner

Kategoriler

Ziyaretçiler

Bugün: 87
Bu hafta: 87
Toplam: 301875