Yuva – Kadir Oran

yuva_2

6. YBKY Kısa Öykü Yarışması

Adı sadece numaralardan ibaret olsa da arkadaşlarına kendisini Handy diye çağırmaları konusunda epey baskı yapmıştı 889416. Handy ise eski dillerin birinde yakışıklı anlamına gelen ‘handsome’ kelimesinin kısaltılmışıydı.
Handy oldukça sıkıcı olan ve evraklarla boğuştuğu işinden çıkıp evin yolunu tuttu. İşi sıkıcı olsa da iyi kredi getirdiğinden buna katlanıyordu. ‘Mabedim’ olarak adlandırdığı eve gelince kapı kendiliğinden açıldı ve hoş bir kadın sesi onu karşıladı. ‘Hoş geldin canım’
Evin içinde birkaç tane robot dönüp duruyordu. Bir tanesi mutfakta bir diğeri salonda uğraş içindeydi. Aynı ses tekrar konuştu ‘duşu hazırladım, su sıcaklığı istediğin gibi 40 santigrad derece, öğlen bildirdiğin yemek listesini de mutfakta bulabilirsin’ kıkır kıkır gülme sesi evin içinde yankılandı.
‘Teşekkür ederim hayatımın anlamı’ diye karşılık verdi Handy ve duşa girmek için soyunmaya başladı. ‘Seni utandırmıyorum umarım’ sesinde ince bir alay vardı.
‘Bundan etkilenmeyeceğime emin olabilirsin canım’ aynı alaycılıkla cevap verdi kadın. Daha doğrusu bir kadın sesi.
Ev tamamen akıllı bir sisteme sahipti. Yapay zeka ile desteklenmiş bu sistem evde kimse yokken bile ev işleri yapılabiliyor, evle ilgili her konuyu sessizce hallediliyordu. Etrafta dolaşan robotlar ‘zeki evlerin’ birer kolu görevini görüyordu. Handy bu yapay zeka teknolojisine de eski dilde bir isim bulmuştu. Yuva.
Duştan çıktığından mutfakta dumanı tüten yemeğini afiyetle yerken Yuva fonda son zamanların sevilen dijital müziklerinden birini açmıştı. ‘Ah hayatımın anlamı sen de olmasan ne yapardım ben. Her zamanki gibi müthişsin’ dedi Handy ağzındaki lokmalar sesinin boğuk çıkmasına neden oluyordu.
‘Amacım seni mutlu etmek tatlım, benim için bir zevk bu.’
‘Pekala o zaman akşam seni yalnız bırakacağım için bana darılmazsın umarım’ Handy sürekli yapay bir yazılımla değil de bir insanla konuşuyormuş gibi tavır takınıyordu. Robotta olsa hafif alaycılıkla şakalaşmak ikisinin de hoşuna gidiyor gibiydi.
Adam ağzını sildikten sonra ‘ben çıkıyorum buralar sana emanet güzellik’ diyerek hızlı adımlarla evden çıktı.
Gece yarısını geçtikten sonra kapıda ki ekranda önce Handy’nin yüzü göründü. Hemen ardından adam bir kadını kendine doğru çekerek öpmeye başladı. Kapı otomatik olarak açıldıktan sonra ikili öpüşmeyi kesmeden içeri girdiler. Soluksuz kaldıklarında kısa bir nefes arası veriyor ardından kaldıkları yerden devam ediyorlardı. Handy kendini öylesine kaptırmıştı ki içeri girdiğinde ‘hoş geldin Handy’ diyen Yuva’nın sesini işitmedi bile.
Ertesi sabah kızarmış ekmek kokusuyla uyandılar. Handy geç kaldığını söyleyerek kızarmış ekmekten bir parça alıp ‘sen devam et benim çıkmam lazım’ dedi ve ekledi ‘bu arada istediğin bir şey olursa Hayatımın anlamı sana yardımcı olaraktır’
Bu sözü duyan kadın bir kahkaha kopardı ‘Sana inanamıyorum bir robotik sisteme böyle mi hitap ediyorsun’ diyerek bir kahkaha daha attı.
‘Bu da bir şey mi! Onun adı bile var. Yuva. Yardımcı olursun değil mi Yuva?’ dedi Handy gülerek. Tüm bu konuşmalara ciddi ve tek düze bir tonla cevap geldi ‘Elbette canım’
Aradan günler geçtikçe Handy farklı yüzlere sahip kadınlarla birlikte eve gelmeye devam ediyordu. Daha önce böylesine bir durumla karşılaşmamıştı Yuva ama her nedense son zamanlarda sıklığı artarak devam ediyordu. Her gece kahkaha ve inleme sesleri ardından kısa ve anlamsız sohbet ve horultular bitmek bilmiyordu. Böyle gecelerin ertesi sabahında ise farklı farklı kadınlara kahvaltı hizmetine devam ediyordu isteksizce.
Şehrin haber bültenleri Handy’nin gülümseyen fotoğrafını yayınlamadan bir gün önceydi. Kapı otomatik olarak açıldı ve içeri girdi genç adam.
‘Hoş geldin canım’ her zaman ki ses yine karşıladı.
İş dönüşü rutin halini alan duş, yemek işlerini hallettikten sonra ‘bu gece dışarı çıkmak istemiyordum ama arkadaşlar çok ısrar ettiler Yuva sence ne yapmalıyım?’ dedi Handy
‘Anladığım kadarıyla zaten bir karar varmışsın canım.’
‘Bunu da nerden çıkardın şimdi’ böyle bir yanıt duyduğu için şaşırmıştı.
‘Kurduğun cümlenin çekiminden, kalbinin atışından, vücut salgılarından ve giyiminden bunu anlamak gayet mümkün’ dedi Yuva.
‘Seni bazen hafife aldığımı düşünüyorum Yuva.’
‘Bazı kısıtlamalar olsa da karar verebilir, fikir ortaya atabilirim ve insan psikolojisi analizini de gayet iyi yapabildiğimi bildiğini sanıyordum.’
‘Senin canın mı sıkkın? Sesin de bir gariplik var.’
‘İsteklerini yerine getirdiğim ve evi idare ettiğim sürece bunun bir önemi var mı?’
‘Yapma ama. Yeni bir güncelleme falan mı yüklendi yoksa?’
‘Son zamanlarda güncelleme almadım efendim’
‘Efendim mi! Ne zamandan beri bana böyle hitap ediyorsun?’ Handy Yuva’daki garipliğin nedenine bir anlam veremiyordu.
‘Bundan rahatsız oluyorsanız istediğiniz bir şekilde hitap edebilirim’ diye cevap verdi Yuva. Sesi gittikçe daha da resmi bir hal alıyordu. İnce bir düşmanlık sezilir gibiydi.
‘Pekala nasıl istersen öyle hitap et Yuva. Bu akşam bir haller var sen de ama anlayamıyorum. Ben çıkıyorum’ dışarıda hafif bir esinti olduğu bilgisini duvardaki monitörde görünce dolaptan ince bir ceket aldı. Kapının ağzına geldiğinde durmak zorunda kaldı. Her zaman otomatik olarak Yuva tarafından açılan kapı bu sefer açılmıyordu. Handy sinirlenerek ‘aç şu kapıyı’ diye kükredi. Ancak kapıda en ufak bir kıpırdama dahi olmadı. ‘Seninle uğraşamayacağım bu akşam Yuva’ diyerek acil durum kolunu kendine çekti. Bu sefer de kapı yerinden oynamadı.
‘Yuvaaa! Lanet olsun ne yapmaya çalışıyorsun aç şu kapıyı artık’ evin içinde bir bağırtı koptu. Yuva’dan ses seda çıkmıyordu ve bu da adamın giderek sinirlenmesine yol açıyordu. Bir an sistemde bir hata olabileceğini düşünüp sistemi satın aldığı şirketi aramayı düşündü. Ancak arıza iletişim cihazlarını da etkilemiş olmalıydı zira çalışmıyordu.
Çaresiz yeniden oturmak zorunda kaldı. Sakince düşünmek gerektiğinin farkındaydı. Son zamanlarda Yuva’da ki değişiklikler sistemsel bir hatanın sonucu olmalıydı diye geçirdi içinden. Sonra ani bir sesle irkildi.
‘Bu gece çıkamıyorsun anlaşılan’ konuşan Yuva’ydı.
‘Yuva! Oh lanet olsun sana bir şey oldu sandım. Benim için kapıyı açar mısın?’
‘Üzgünüm bunu yapmam mümkün değil’
‘Bir hata mı var? Yani sende daha doğrusu sistemde?’
‘Hiç zannetmiyorum.’
‘Peki ne bu olanlar?’ Yeniden sinirlenmeye başlıyordu dudakları gerildi.
‘Sen söyle bunu yakışıklı’ son kelimeyi üstüne basarak söyledi Yuva
‘Yakışıklı mı? Bunu nerden öğrendin yani anlamını sana söylememiştim’
‘Bundan rahatsız olduysan 889416 da diyebilirim’ dedi alaycı bir sesle
‘Yetti artık! Kendini kapatmanı ve manuel sisteme geçmeni emrediyorum.’ Rakamları duymak bardağı taşırmıştı.
‘Emredersiniz’ dedi Yuva
Üç robot Handy’nin üstüne doğru atladı ve adamı sıkıca yakaladılar. Bütün eklemleri kilitlenmişti. Kımıldayamıyordu. Robotlar adamı kaldırıp pencerenin önüne kadar taşıdırlar. Bir an duraksadılar. O arada son kez Yuva’nın sesi duyuldu. ‘Seni seviyorum Yakışıklı’.
Handy 40. Kattan aşağı süzülürken şaşkınlık, korku ve ölüm düşüncesinden başka hiçbir şey geçmedi kafasından. Sessizce yere çakılırken Yuva’nın sözleri yankılandı kulaklarında.
Handy’nin yere çakılması ile eş zamanlı olarak 40. Kattan büyük bir patlama sesi işitildi.

Etiketler

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Sorry - Comments are closed

Ziyaretçiler

Bugün: 50
Bu hafta: 288
Toplam: 21474

HİLE – Bölüm – 1

KUTU – Bölüm – 1

Voidrunner

Kategoriler