Frank – Morpheus

Frank_Morpheus_YBKY

5.Yerli Bilimkurgu Yükseliyor Kısa Öykü Yarışması

 

“Frank bunu yapmak istediğine emin misin?”
Sheldon, Doktor Frank’in kendisinden istediği tüm hazırlıkları yapmış, sıra Frank’i çocukluk yıllarına döndürecek olan süreci başlatmaya gelmişti. Sheldon nefesini tutmuş az sonra olacaklara kilitlenmişti.
Oxford üniversitesi fizik bölümünü birincilikle bitirmesinin ardından karadelikler konusuna yoğunlaşan Doktor Frank bu alanda oldukça büyük başarılara imza atmıştı. Fiziğe olan merakını üvey babası F. William Gordon’a borçluydu.
Babasını kaybettiğinde henüz altı yaşındaydı. Annesinin ölümünden birkaç ay sonra feci bir kazada babasını kaybetmişti. Frank’i evlatlık edinen F. William Gordon’un ona tüm hayatı boyunca kol kanat germesine rağmen Frank babasının ölümünü bir türlü kabullenememişti.
Kara delikler konusuna yoğunlaştığında solucan delikleri yoluyla uzay-zamanı bükerek geçmiş zamana dönebileceğini öğrendiğinde hayatını bu teoriyi gerçekleştirecek bir makine tasarlamaya adamıştı. Yapacaktı. Sonu neye mal olursa olsun bir zaman makinesi yapacak, geçmişe, babasını kaybettiği o akşama geri dönecek ve onun kaza geçirmesini önleyecekti. Her başarılı bilim adamının laneti olan bir hastalık onu da ele geçirmişti. Çırpındıkça tüm benliğini ele geçiren sinsi bir hastalık. Takıntı…
“Her şey hazır. İşlemi başlatıyorum”
Sheldon tüm ayarlamaları yaptıktan sonra süreci başlatacak olan düğmeye bastı. Doktor Frank bir anda kendisini anlamlandıramadığı bir karanlık ve boşluk içinde buldu. Sanki bedeni yok olmuş sadece bilinçten ibaret kalmıştı. Her şey bulanıklaşmış, zaman ve mekân kaybolmuştu. Ardından her şey normale dönmeye başladı.
Başarmıştı… Babasının kaza yaptığı akşama, evlerinin hemen önündeki sokağa dönmüştü. Saatine baktı. Saat 19.24’ü gösteriyordu. Birazdan babası evden çıkacaktı. Doktor Frank bahçe kapısının önünde bekleyecek, kapıdan çıkar çıkmaz onu oyalayarak kaza yapmasını engelleyecekti. Gerekirse her şeyi olduğu gibi anlatacaktı babasına. Onun ölümünü engellemek için ne gerekiyorsa onu yapmaya kararlıydı.
Saat 19.29’u gösterdiğinde babası evin kapısında göründü. Doktor Frank’in kalbi güm güm atmaya başlamıştı. Kendi çocukluğu kapıdaydı ve babasına el sallıyordu. Babası Charles gülümseyerek ona sarılmıştı. Bu anı hatırlıyordu. Bu, babasını son görüşü olmuştu.
Birkaç saniye sonra bahçe kapısından çıktığında “Bay Charles” diye seslendi bankacı olan babasına. Size bir şey sorabilir miyim?” Babasının kaza anında kaza yerinde olmamasını sağlamak istiyordu. İnanılmaz bir andı. Kendisiyle hemen hemen aynı yaşlarda olan babasıyla konuşuyordu.
“Evet?” dedi Bay Charles. Acelesi var gibiydi. Durmadan saatine bakıyordu.
“Dün aldığım bir hisse senedi hakkında…” dedi Doktor Frank. “Size danışmak istiyordum da…” Oldukça yavaş konuşuyordu. Konuşmasına devam edecekti ki caddenin karşı tarafından gelen bir ses dikkatini dağıttı. Sanki birisi “Frank” diye bağırmıştı. Ya da kendisine öyle gelmişti.
Bu boşluktan yararlanan Bay Charles “Bunu yarın bankamıza geldiğinizde görüşürüz” diyerek aceleyle caddeye yönelmiş ve oradan geçmekte olan bir taksiyi durdurmaya çalışmıştı ama kapıdaki konuşma onun taksiyi kaçırmasına neden olmuştu.
Taksiyi durduramayan Bay Charles hızlı adımlarla caddenin karşısındaki otobüse yöneldi. Bu birisinin “Baba!” diye bağırmasıyla yeniden dikkati dağıldı. Sanki birisi kendisine seslenir gibiydi. Dikkati dağılan Bay Charles kendisine doğru gelen otobüsü fark edememişti. Otobüsün çarpması sonucu oracıkta can vermişti.
Babasının kaza yaptığını gören Doktor Frank hemen onun yanına koştu. Çok üzgündü. Onun kaza yapmasına neden olan kendisiydi. Kapının önünde oyalayıp taksiyi kaçırmasına neden olması babasının ölümüne yol açmıştı. Daha birkaç ay önce annesini kaybetmiş olan küçük Frank şimdi yapayalnız kalmıştı.
Aradan birkaç ay geçmeden Doktor Frank küçük Frank’i evlatlık edindi. Dünyada ilk kez bir insan kendi kendisini evlatlık ediniyordu. Doktor Frank bunu küçük Frank’e söyleyemezdi. Kendisini ona babasının eski bir dostu olarak tanıtmış, adının da F. William Gordon olduğunu söylemişti. Küçük Frank üvey babasının ilk adını hiçbir zaman öğrenememişti. Ta ki o ana kadar!
Aradan yıllar geçti. Küçük Frank, aynı zamanda üvey babası olan kendisinin yani F. William Gordon’un yönlendirmeleriyle fizik bölümünü kazandı. Fiziğe olan ilgisi onun kara delikler konusunda dünyanın en başarılı bilim adamlarından biri olmasını sağlamıştı. Üvey babası F. William Gordon öldüğünde küçük Frank kırk yaşındaydı. Gittikçe üvey babasına benzediğini fark ettiğinde onun gizli bir akrabaları olduğunu düşünmeye başlamıştı.
Küçük Frank, üvey babasının ölümünün ardından hayatını yakın dostu Sheldon ile birlikte üzerinde çalıştıkları zaman makinesini tamamlamaya adamıştı. Babasının kaza yaptığ o akşama dönmeyi ve onu kurtarmayı hastalık derecesinde bir takıntı haline getirmişti. Aradan geçen yılların ardından 54 yaşına geldiğinde bunu başarmıştı. Sheldon ile birlikte kendisini çocukluk zamanına gönderecek olan zaman makinesinin başındaydı.
“Frank bunu yapmak istediğine emin misin?”
Sheldon, Doktor Frank’in kendisinden istediği tüm hazırlıkları yapmış, sıra Frank’i çocukluk yıllarına döndürecek olan süreci başlatmaya gelmişti. Sheldon nefesini tutmuş az sonra olacaklara kilitlenmişti.
“Her şey hazır. İşlemi başlatıyorum”
Sheldon gerekli tüm ayarlamaları yaparak, süreci başlatacak olan düğmeye bastı. Frank yaşadığı garip ve anlatılması zor anların ardından kendisini babasının kaza yaptığı akşam, evlerinin hemen karşısındaki caddede bulmuştu. Saatine baktı. Saat 19.24’ü gösteriyordu. Birazdan babası evden çıkacaktı. O evden çıkınca bahçe kapısının önüne giderek onunla konuşacak, gerekirse tüm detayları anlatarak onun kaza yapmasını engelleyecekti.
Saat 19.29’u gösterdiğinde babası evin kapısında göründü. Doktor Frank’in kalbi güm güm atmaya başlamıştı. Kendi çocukluğu kapıdaydı ve babasına el sallıyordu. Babası Charles gülümseyerek ona sarılmıştı. Bu babasını gördüğü son andı. Babasına doğru hareketlendiği sırada onu kapının önünde bekleyen başka birisinin daha olduğunu fark etti. Adama dikkatle
baktığında gözlerine inanamadı. Babasını bahçe kapısında bekleyen adam Frank’in ta kendisiydi. Aynı zamanda da üvey babası olan F. William Gordon…
O an her şeyi anlamıştı. Bu geçmişe ilk dönüşü değildi. Babasının ölümüne neden olan kişi yine kendisiydi. Durumu düzeltmek, kapıdaki Frank’in babasıyla konuşarak taksiyi kaçırmasını engellemek için “Frank!” diye bağırdı. Bir yandan caddenin karşı tarafına geçmeye, babasının yanına gitmeye çalışıyordu.
Ses onların dikkatini dağıtmış, babası kapının önünde kendisini oyalamaya çalışan Frank ile konuşmayı kesmiş taksiye yönelmişti. Taksiyi kaçırınca da karşı caddedeki otobüse… Akşam saatleriydi. Trafik oldukça yoğun akıyordu. Bay Charles’in oldukça acelesi var gibi görünüyordu. Sürekli saatine bakıyordu. Korna sesleri kulakları tırmalıyordu.
Bu arada bulunduğu yerden babasına doğru hareketlenen Frank “Baba!” diye bağırdı onu yıllar sonra bir kez daha görmenin şokuyla.
Kalabalık trafiğin ortasında kendisine “Baba” diye seslenen Frank’la göz göze gelen Bay Charles donup kalmıştı adeta. Az önce kapının hemen önünde karşılaştığı adamın bire bir kopyasıydı kendisine baba diye bağıran kişi!
Yaşadığı şaşkınlıkla ona bakarken kendisine doğru gelen otobüsü fark edememiş, otobüsün çarpmasıyla oracıkta can vermişti.
Frank çok üzgündü. Ona seslenerek dikkatini dağıttığı için babasının ölümüne neden olmuştu. Babasının başında ağlarken birisinin elini omzunda hissetti. Omuzundaki el hem kendisi, hem de üvey babası olan kişinin eliydi.
F. William Gordon’un eli…

Etiketler

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Sorry - Comments are closed

Ziyaretçiler

Bugün: 100
Bu hafta: 100
Toplam: 16484

HİLE – Bölüm – 1

KUTU – Bölüm – 1

Voidrunner

Kategoriler