KAYIP KLAN – Bölüm 5 – Mustafa Âli Targaç

KayipKlan-FullKapak-01

5

Suikast Girişimi

 

Soson Kulüp o gece her zamanki normal havasındaymış gibi görünse de gizliden gizliye bir faaliyet vardı. Önemli güvenlik noktalarında görev yapan robotların bazıları gün içinde yenileri ile değiştirilmişti. Kulüp yetkilileri sorduğunda yapımcı firma elemanları bakım zamanının geldiğini, onun için değiştirildiklerini söylemişti. Bu olağandı. Zaman zaman bu tür değiştirmeler oluyordu. Soson Kulüp yöneticileri üzerinde çok fazla durmadılar.

Asıl değişiklik ise güvenlikçilerde olmuştu. Girişteki gizli güvenlik görevinde her zamankilerden farklı dört güvenlik elemanı bulunuyordu. Oysa uzun süredir aynı elemanlar kulübün açılışıyla birlikte nöbete gelirlerdi. Bunun bir nedeni vardı. Işıklı bir panonun arkasındaki gizli kabin çok hassas güvenlik gözlem kayıt cihazları ile donatılmıştı ve bu güvenlik noktası deneyimli ekip istiyordu. Bu yüzden sabit bir ekibi vardı. Kabinden tüm kulüp denetim altında tutulmaktaydı. İki eleman cihazlarla kulübü gözlerken diğer ikisi bir aynanın arkasında görünmeden giriş çıkışları denetliyordu. Görkemli kapıda denetim yokmuş gibi görünse de denetim vardı ve varlığını yalnızca kulüp yönetimi biliyordu. Sık denetlenen bir nokta olmadığından değişiklik kimsenin dikkatini çekmedi.

Bir değişiklik de şov kızlarının soyunma odası ve koridorunda olmuştu. Hem koridorda görev yapan güvenlik robotu farklıydı, hem de  mikro gözlem robotları yerlerinden çıkarılmıştı. Güvenlikçilerin izlemeyi en çok sevdiği iki nokta her nedense o gece ekranlarda karanlıktı.

Kulüp içinde de alışılmadık yarı çıplak garson kız ve erkekler görev yapmaktaydı. Bu değişim kulüp üyelerini oldukça heyecanlandırıyordu. Soson Kulüp kuruluşundan beri muhafazakar bir çizgi izlemişti. Son günlerde bu çizgiyi değiştiriyormuş görünüyordu. Chamaleontis şov kızlarının gelmesi ile başlamıştı değişim. Şov söz konusu olunca dominantlardan daha iyisi düşünülemezdi. Kulüp yönetimi yukarıdan, dikkatleri başka yönlere çevirme talimatı almıştı. Artık daha renkli bir kulüp olması isteniyordu. Hemen hemen tüm üyeler bu fikre katılıyordu.

Omdolant, sekreteri Ku’nilia gelip “Çok önemli, gelmelisin,” deyince bir an tereddüt etti. Gitmesi gerektiğini biliyordu ama Titi’bukse’ye söz vermişti. Onun şovdan sonra kendisini bekleyeceğine emin olmadan gitmek istemedi. Kalktı, sahneden yana baktı. Henüz şov hazırlığı başlamamıştı. Titi şimdi soyunma odasında olmalıydı. Gidip haber vermesi gerekiyordu. Aklında Titi hakkında ciddi düşünceler vardı artık. Hazır “Titi pişmanım,” diyorken onu şovdan çekip almak gibi ciddi düşüncelerdi bunlar. Ku’nilia yeniden koluna dokundu. Acele ediyordu:

“Hadi Omt.”

Omdolant yüzünü ekşitti. Haber vermeden gidemezdi:

“Hemen geliyorum. Çıkışta beni bekleyin.”

“Yapma Omt; hepimiz seni bekliyoruz.”

“Tamam, gecikmem. Gitmeden yapmam gereken bir iş var. Sen git.”

Daha fazla üstelemedi Ku’nilia. Dönüp çıkışa yöneldi.

Israra rağmen Omdolant yapması gerekende kararlıydı. Saatine baktı. Gece yarısına tam iki saat vardı. Soyunma odasının yolunu biliyordu. İki kez gidip ziyaret etmişti Titi’yi. Chamaleontis kızları kimseyi içeri sokmasalar da kendisine bir ayrıcalık tanımışlardı. “Beni korurlar. Duyarlıdırlar ve aşka saygılıdırlar,” demişti Titi. Hiç duraksamadan servis koridoruna geçti. İzlendiğinin farkında değildi.

Omdolant’ın soyunma odasına ulaşması için arka kısımda ikinci bir koridoru daha geçmesi gerekiyordu. Sessizlikte bir ayak sesi duydu, dönüp baktı, kimseyi göremedi. Daha dikkatli davranması için bir uyarı olmuştu ayak sesi. Soyunma odasına varınca kapıyı tıklattı, sonra usulca araladı. Öğrenmişti, kapı her zaman açıktı. Başını içeri uzatıp baktı, birden irkildi. Bir gölge kayıp perde arkasına gitmişti. Kızların çoğu çıplaktı ve hazırlanırlarken sanki donup kalmışlardı. Bir şeylerin ters gittiğini hemen anladı. Titi’bukse makyaj masasında cam kesmiş gözlerle kendisine bakarken gözleri perdeden yana kayınca mesajı aldı.

Omdelant’ın hareketi son derece hızlıydı. Kapıyı ardına kadar açması ile uçarak içeri balıklama dalması bir oldu. Parlak zeminde kayarken üzerinde kadehlerin olduğu çelik tepsiyi sehpadan kaptı. Boş  kadehler savrulup şangırtıyla kırılırken perde sıyrıldı, yüzü maskeli biri çıktı, kapı hizasında bir ışık çaktı. Hedefi ayakta düşünmüş, silahını ona göre tetiklemişti. Eğer öyle olsaydı çoktan ölmüş olacaktı. Ama saldırgan fena yanılıyordu…

Omdolant kayarken yan döndü, çelik tepsiyi aniden fırlattı. Jilet gibi havayı yırtan tepsi ateş edenin yüzüne keskin tarafıyla çarptı, yarıp geçti. Soyunma odasında tiz bir ölümcül çığlık duyuldu. Darbe öldürücüydü. Ateş eden perdeye tutunmak istedi, yüklenince kopan perdeyle birlikte kanlar içinde yuvarlandı. Bir iki debelendi, titreyip hareketsiz kaldı. Ölmüştü. Omdolant Titi’ye baktı. Kız korkudan sapsarıydı. O anda kapıda bir karaltı belirdi. Bir güvenlik robotuydu gelen. Silahlıydı ve hedefi Omdelant’tı. İçeri girer girmez üst üste iki kez çaktı silahı. Chamaleontis kızlarından biri çığlığı bastı. Hedef olmuş, kolu çok kötü yanmıştı. Omdolant bir kez daha ateş etmesine fırsat tanımadı. Çoktan dönüp yerdeki silahı kapmıştı. Tetikledi, düşürdü robotu. Ayak sesinin sahibi hiç kuşkusuz o robottu. Doğrulup kalkarken, “Burada neler oluyor?” diye sordu. Kimse cevap veremedi. Chamaleontis kızları tehlike geçince hemen yaralının başına üşüşmüşlerdi. İkizi çıldırmış gibiydi. Yaralı acı feryatlarla çırpınıyordu. Omdolant hemen bir örtü kaptı, kalabalığı  açıp  yumuşak bir hareketle  kızı kucakladı. Sağ tarafı çok kötü yanmıştı ve neredeyse etleri dökülecekti. Titi’ye işaret etti.

“Hadi, gidiyoruz.”

Titi çırılçıplaktı ve deli gibi ağlıyordu. Omdolant’ın kucağındaki yaralı kızın çığlıkları ise yürek burkuyordu.

“Korkma. Seni buradan çıkaracağım.”

Kızlardan biri Titi’ye parlak, yarı metalik şov giysilerinden birini verdi. Telaştan başkasını bulamamıştı. Titi’bukse aceleyle üzerine geçirirken hıçkırarak, “Beni kaçırmak istedi,” dedi. Şimdi daha iyi anlıyordu Omdolant. Asıl hedef kendisiydi ama en hassas yerinden vurmak için Titi’yi hedef almışlardı. Raslantı sonucu tam zamanında yetişip müdahale etme şansını yakalamıştı. Fakat şimdi oyalanacak zaman değildi.

“Hadi çabuk. Yetiş bana…”

Beklemeden koşmaya başladı. Yitirilecek her dakika yaralı adına riskti. Titi’bukse bir an bocaladı. Şov giysisini hemen giymişti ya uzun bacakları ve güzel göğüsleri açıktaydı. Yapabileceği bir şey olmadığını görünce çaresiz koşarak Omdolant’ın peşine takıldı. Yaralı şov kızının ikizi de ne bulduysa giymiş, ağlayarak peşlerinden geliyordu. O da yarı çıplaktı telaştan. Soyunma odasında kalan kızlar çoktan kulüp yönetimini ve güvenlik gücünü aramaya başlamışlardı.

Soson Kulüpte ilk kez böyle bir olayla karşılaşılıyordu. Asıl şok, acıyla feryat eden yaralı kız kucağında olduğu halde Omdolant salona girince yaşandı. Herkes telaşlanmıştı. Omdolant, “Acil yardım çağırın,” diye bağırırken peşinde çıplak Chamaleontis kızları, hiç duraksamadan koşarak çıkışa yöneldi. Görevliler duymuş geliyorlardı. Her kafadan bir ses çıkıyordu büyük salonda…

Hâlâ kalabalık sayılırdı lobi. Büyük Başkan ile MegaRit kalabalık bir gurup oluşturmuş sohbete devam ediyorlardı. Telaşlı sesler onları da harekete geçirdi. Hareketlenirlerken lobiyi geçip çoktan kapıya yönelmişti Omdolant. Çağırılan hava ambulansı gelmiş olmalıydı.Uçan hastane denilen tam donanımlı ambulanslar iletişimden çağrıyı alır almaz en geç iki dakika içinde yetişirdi adrese.

Sarsıldıkça yaralı kızın attığı çığlıklar sinir bozucu biçimde kulakları tırmalıyordu. Tam kapıya vardıklarında bir güvenlik robotu aniden çıkıp tehditkar biçimde yolunu kesti. Bu, şimdiye kadar hiç görülmemiş bir davranıştı. Güvenlik robotları asla saldırgan davranmazlardı. Omdolant saniyenin yarısı kadar zamanda robotun parmak ucundan çıkardığı çelik bir şişi kendisine saplamak üzere olduğunu fark etmişti. Bir adım geri çekildi, yarım yatarak bir tekme attı. Tam göğsüne vurmuştu. Kucağındaki yaralı yüzünden çok etkili olmamıştı darbesi. Sendeleyip gerileyen robot bir an dengelendi yeniden saldırıya hazırlandı.

Omdolant’ın fazla yapabileceği bir şey yoktu. Komplo çok yönlü işliyordu. Ne var ki tam o sırada Ku’nilia ile Ka’frola girişte göründüler. Omdelant’ın geç kaldığını düşünmüş, içeri girmişlerdi. Ka’frola öndeydi. Girişim hemen kapının dibinde gelişiyordu. Durumu kavrar kavramaz kapının yanındaki, elinde kadeh, gelenleri karşılayan sembol heykeli yıktı, kopan bacağı kapıp var gücü ile vurdu robota. Bunu şaşılası bir hızla yapmıştı. Darbe o kadar güçlüydü ki güvenlik robotunun başı kopup kablolara asılı kaldı, kontrolsüz kalan gövde garip hareketler yapmaya başladı. Bir daha vurdu. Güvenlik robotunun gövdesi yere kapaklanıp hareketsiz kaldı. Sırtındaki kontrol panelinin kapağı savrulup gitmişti. Ku’nilia hızla yetişip kontrol panelindeki çip sandığını söküp aldı. Deliller oradaydı. Ve hiçbir güç onu kendisinden alamazı.

Aksiyon henüz sona ermemişti. Büyük Başkan ve yanındakiler koşarak olay yerine geliyorlardı. Ani gelişen yeni girişim yüzünden Chamaleontis kızları adeta donup kalmışlardı. Ve Titi’bukse çığlığı bastı. Aynanın arkasından çıkan güvenlikçileri görmüştü. Silahlarını Omdolant’a doğrultmuştu ikisi de… Titi hiç tereddüt etmeden kendini Omdolant’la kucağındaki yaralı kızın önüne attı. Ama ondan önce davranan biri vardı; Ybossat… Olayın başlangıcını dışarıdan görmüş, Ku’nilia ile Ka’frola’nın peşinden içeri dalmıştı. Titi’den hızlı davranıp silahlarla Robon Delegasyon Başkanı’nın arasına daha önce girmeyi başarmıştı. İki silah aynı anda ölüm kustu. Işın demetleri tam göğsünde patlayan Ybossat kavrulmuş olarak yere düştüğünde Ka’frola ikinci kez ateş edilmesine fırsat vermedi. Kopuk heykel bacağıyla bu kez silahlı güvenlikçilerden yakın olanın koluna vurdu. Kol kırılıp silahı düşerken diğeri yeniden ateş etmeye hazırlandı. Ne var ki,  kımıldayamadan kavrulup düştü. Onu vuran MegaRit’ti. Güvenliğin en yüksek rütbeli yöneticisi yetişmiş, ikinci kez ateş etmesine fırsat tanımamıştı.

Aksiyon sıfırlanınca herkes birbirine baktı. Öylesine büyük bir olaydı ki bu yaşanan, kimse konuşamıyordu. Adeta içinde bir şeyler kopmuştu Omdolant’ın. Canı kadar sevdiği Ybossat kavrulup ölmüştü. Cesedinden dumanlar çıkıyor, lobiyi kavrulmuş et kokusu sarıyordu. Titi’bukse, Omdelant ve yaralı kız da son saldırıdan yanıklarla nasiplerini almışlardı. İki silah birden parladığı için Ybossat’ın kendisini kalkan etmesi bile arkasındakileri tam olarak korumaya yetmemişti.

Uçan Hastane gelmişti. Sağlık ekibindekiler koşarak girdiler kapıdan. Omdolant’ın yüzünde ve göğsünde yanıklar vardı. Kalçasını bulan ısı ışını yarı metalik parlak şov giysisinde yansıyınca kavurucu etkiyi hafif atlatmıştı Titi, ama yine de çok canı yanıyordu. Yaptığı iş cesurcaydı.. Bunu herkes görmüştü. Omdolant da. Eğer Ybossat daha hızlı hareket etmemiş olsaydı, şimdi yerdeki kavrulmuş ceset Titi’bukse’ninki olacaktı.

Saldırıların tek amacı Robonlar’ın Delegasyon Başkanı’nı ne pahasına olursa olsun öldürmekti. Bunu hiç çekinmeden yapmayı göze almışlardı. Cüretkar suikast girişimi Ybossat’ın hayatını feda etmesi sayesinde başarısız olmuştu.

Sağlık ekibi ilk yardımla uğraşırken Robon Delegasyonu Başkan Yardımcısı Orkundena Büyük Başkan’a dönüp jilet gibi bir sesle, “Deliller kaybolur da girişim karanlıkta kalırsa, Robonlar’a yapılan bu saldırıyı savaş nedeni sayarız,” dedi. Buz gibi bir hava esti lobide.

*

Ybossat’ın ölümü Robon Delegasyonu’nda büyük bir üzüntü yarattı. Özellikle de RoboRobonlar Kulübü üyeleri arasında… İntikam yemini etmekte gecikmediler. Gizliden süren çekişmeler şimdi açık bir çatışmaya dönüşmüştü. Bunun altında kalamazlardı. Omdolant, “Acele etmeyin, beni bekleyin,” demişti. Fikir ayrılıkları olabilirdi ama, yine de çok disiplinliydiler. Delegasyon Başkanı kararını verdiğinde, ya da toplu karar alındığında, bireysel düşüncelerin önemi kalmıyordu. Hem ortalığın yatışması, hem de suikastın ardındaki kimliğin net olarak deşifre olması açısından beklemek en doğrusuydu. Ortalık sakinleştiğinde çok daha sert vuracaklarından emindi RoboRobonlar…

Ybossat için ilk cenaze töreni sadece kulüp üyelerinin katılımıyla yapıldı. Omdolant’ın emriyle hiçbir yabancı alınmamıştı bu törene. Daha sonra tören Robon Delegasyonu’nunda tekrarlanmıştı. Cenazesi, Fena Epunt Savunma Üssü’ne gönderilmek, oradan da ailesine verilmek üzere uğurlanırken  yönetim Robonlar’ın sakinliğini endişeyle izledi. Kentte tansiyonun yükselmesini bir türlü engelleyememişlerdi.Suikast girişiminin soruşturmasını Büyük Başkan ve MegaRit birlikte yürütüyorlardı. Bu olay Lindeoryun kenti için kurulduğundan beri yaşanan en büyük ve dehşet verici olay olarak öne çıkmıştı. Herkes gibi yönetim de klanlar arası büyük bir çatışmaya doğru gidildiğinin farkındaydı. Bu yüzden soruşturmayı. Büyük Başkan yönetiyordu.

Soson Kulüp olaylarının içinde olan Omdolant, Ku’nilia ve Ka’frola hızlı biçimde yargılanmışlar, canlarını koruduklarına karar verilerek suçsuz bulunmuşlardı. Yargılama herkese açık biçimde yapılmıştı. Karardan memnun olanlar çoğunlukta bulunmasına karşın memnun olmayanlar da vardı. Artık bütün klanlar sorunlarını yönetime yansıtmak yerine kendi hesaplarını yapmak yolunu benimsemiş görünüyordu…

Suikast girişiminde ağır yaralanan Chamaleontis şov kızının önünde uzun bir tedavi süreci vardı. İlk birkaç günü yoğun bakımda geçirdi. Aylar sürecek tedavide birkaç kez de ameliyat  olmak zorundaydı. ‘Genetik Yenileme Formasyonu’ adı altında bir programı  takip etmek zorundaydı. Yine de ölümden döndüğü için şanslı sayılırdı. İkizinin ve şov gurubu arkadaşlarının yakın ilgisi ona moral veriyordu. Yine de yanıkları çok kötüydü, bu da moralini çok bozuyordu; fakat doktorlar tedavi sonunda hiçbir iz kalmayacağını, eskisi kadar kusursuz olacağını garanti etmişlerdi. Tedavinin giderlerini ise yönetim üstlenmişti.

Omdolant’ın yanıklarının birkaç haftadan daha kısa sürede geçmesi  mümkün görünmüyordu. Doktorlar üç haftayı göze alması gerektiğini söylediklerinde çok canı sıkıldı. En kötü zamanda  delegasyonunun başında olamamak çileden çıkartıyordu dinamik politikacıyı. Çaresiz yatağa mahkum kalmıştı. Robonlar’ın yönetimini Orkundena üslenmişti. Omdolant’ın yokluğunda soruşturmayı büyük bir dikkatle izliyordu.

Ölümcül girişimleri ucuz atlatan Titi’bukse hayatından memnundu. Kalçasındaki yanık iki haftada iyileşecekti. Bu süreyi hastanede sevgilisiyle yan yana yataklarda geçirecek olması hoşuna gitmişti. Her şey sakinleşip ilk tedaviler tamamlandıktan sonra Omdolant’ın kulağına, “Halâ benden şüpheleniyor musun?” diye fısıldamıştı. Dedikodular bıçak gibi kesilmişti o geceden sonra. Titi hiçbir şey söylemiyordu ama tam anlamıyla Omdolant’ın olmaya ve ondan bir çocuk doğurmaya karar vermişti. Böylece hiç kimsenin, yapay zekalı bir süper androit olduğu konusunda kuşkusu kalmayacaktı. Her zaman delice fikirlerin peşinde koşmuştu. Ne var ki bu seferki çok başkaydı. Birden bire aşkı ve sevgiyi tatmıştı. Öyle yakıcı ve söz dinlemezdi ki kalbindeki ateş, kendini atıp hiç düşünmeden ölüme meydan okuyabiliyordu.

İki aylık bir kontratı vardı Soson Kulüpte. Kontrat sona erince bırakacaktı dans etmeyi ve kafasına koyduğunu yapacaktı. Kendisini hafif ve toy bir kız görenlere Titi’bukse’nin nasıl biri olduğunu göstermekte çok kararlıydı. Canını sıkan sadece tedavisi için geçen sürenin kontratın sonuna eklenebileceği korkusuydu. Bunu kabullenemezdi…

Beklenenin aksine yapılan suikast girişiminin soruşturması kısa sürdü. İlk başta hemen hemen herkes bu girişimin İmrox Punlar tarafından gerçekleştirildiğini düşünüyordu. Oysa yanılmışlardı. Derinlemesine yapılan soruşturma tamamlandığında suikastı İmrox Punlar’ın değil, İbuxlar’ın tertiplediği ortaya çıkmıştı. O gece güvenlik kontrol kabininde olan sahte güvenlikçiler İbux Klanı’ndandı. Robotları imal eden firmayı içerden satın alanlar da onlardı. Kurguyu çok acımasız yapmışlar, fakat olayların gelişimi Omdelant’ı en kritik zamanda soyunma odasına götürünce her şey alt üst olmuştu. Titi’bukse’yi kaçırmak isterken hayatını kaybeden de bir İbux’tu…

Soruşturmayı yürüten MegaRit bilgileri Büyük Başkan’la paylaşırken gelişmelerden çok rahatsız görünüyordu. İbuxlar en kalabalık delegasyonlardan biriydi. Aniden derin ayrılıklarla bir kamplaşma başlamıştı. Soson Kulübü kana bulayan girişimi İbuxlar’ın yaptığı ortaya çıkınca bir çok klan rahatsız olmuştu.

Karma Lindeoryun kentinde hava giderek gerginleşiyordu.

Olay gecesi mağarada Hekuteh tarafından yakalanan iki Trin Okse’den delegasyonu bir daha hiç haber alamadı. Adeta yer yarılmış, ortadan kaybolmuşlardı. Suikast sonrası olaya karışmamış olan Ni’ziyeta Orkundena ile konuşup hemen çöle yönelmiş, yapılması gerekenleri Hekuteh’le birlikte yapmaya başlamışlardı. Karar Hekuteh’in hiç hoşuna gitmemişti ama Robon Klanı mensubu olarak hiç kimsenin hata yapma lüksü bulunmuyordu. Ybossat’ın ölümü çok büyük şok olmuştu. İçleri kan ağlıyordu. Tek düşündükleri intikam zamanının gelmesiydi. Yine de yapılması gerekenler yapılacaktı.

Başkan Yardımcısı Okundena sığınağın hemen boşaltılmasını, bütün kapıların açık bırakılmasını emretmişti. Klanının suçlu görünmesini istemiyordu. Karşı tarafa koz veremezlerdi. Bekleyip gelişmeleri görmek kararındaydı. Araştırmayı yapanlar ortadan kaybolmuş olabilirdi, yine de perde arkasındakiler pes etmeyip işin peşini bırakmayacaklardı. Mağarayı tekrar araştıracaklarından emindi. Şu anda Robon Klanı’nın çıkarları kulübün çok önüne geçmişti. Bunu anlayan Hekuteh kalbi kan ağlasa da itiraz etmedi. Sağduyulu düşününce Orkundena’nın kararının en doğrusu olduğunu anlamıştı. Böylece sorun olmadı. Ve eksiksiz emri yerine getirdiler.

Mağarada yakalanan iki Trin Okse’nin ortadan kaldırılması sorununu Toryukan ilginç bir şekilde çözmüştü. Orkundena yakalananların öldürülmesine kesinlikle karşıydı. Klanı onları her yerde arayacaktı. Eğer bir kanıt yakalarlarsa bunu kullanacakları kesindi. İşte buna fırsat vermek istemiyordu. Bunun için Toryukan’ın ilgiç çözümünü kabul etmişti. Sığınağın toplanıp terk edilmesinin ardından Hekuteh ile Ni’ziyeta o ikisini Toryukan’nın laboratuarına götürmüşler, Toryukan da onları, hiç bilmedikleri bir gezegende taş devrini yaşayanların zamanına yollamıştı. Geriye gelme şansları hiç yoktu. Klanı onlardan bir daha asla haber alamayacaktı…

Suikastçıların İbux Klanı’ndan olduğu kesinleşir kesinleşmez yönetim olağanüstü olarak toplandı. Suikasta karışanlar yargılanacak ve en ağır şekilde cezalandırılacaktı. Bundan şüphe yoktu. Fakat klan hiç mi suçlu değildi? Belki suikast tertipleyicisinin klan olduğu kesin olarak kanıtlanamıyordu ama suçlular, “Bu bizim bağımsız girişimimiz” deseler de, kimse aptal değildi. Verilecek karar Lindeoryun kentinin geleceğini belirlemesi açısından önemliydi. İbux Klanı’nın cezalandırılması diğer klanların ayaklarını denk almaları için şarttı. Düzene baş kaldıranlara bir uyarı, bir gözdağı olacaktı.

Yönetim olağanüstü toplantıda kaçınılmaz olarak İbux Klanı’nın parlamentoda sorgulanmasına ve ihracının oylanmasına karar verdi. Çatışmaların önünü kesmek için en sert biçimde davranmaya kararlıydı. Eğer kararlara saygı göstermezlerse sonunda İmrox Punlar da Lindeoryun’dan giderlerdi. Asla kimseye ödün verilmeyecekti. Eğer bu aşamada tırmanışın önü alınamazsa Galaksiler Arası Siyasal ve Bilimsel Uyum Çalışmalarının sona erdirilmek zorunda kalınacağı kesindi. Bu da Lindeoryun kentinin sonu demekti.

Yönetim bu kararı alınca Büyük Başkan parlamentoyu hemen olağanüstü toplantıya davet etti. Parlamento Dönem Başkanı aynı gün, gece saat dokuzda bütün delegeleri olağan üstü olarak İbux Klanı’nın suikasttaki rolünün soruşturulması gündemiyle toplantısına çağırdı. Karar kentte bomba etkisi yarattı. Rüzgar ekenler fırtına biçmek üzereydiler…

Parlamentonun olağanüstü toplantı kararı duyulur duyulmaz İbux, İmrox Pun, Trin Okse ve Cencan Klanları toplanıp yönetime sert bir protesto bildirisi verdiler. Son anda aralarına Sensed’ler de katılmıştı. Eğer İbuxlar ihraç edilirse onlarla birlikte hareket edeceklerini bildiriyorlardı. Yönetim geri adım atmadı. Tehditlere pabuç bırakmamakta kararlıydı. Kent olağanüstü toplantı öncesi iyice gerilmişti. Şimdi herkesin en büyük derdi parlamentodaki izleyici localarında yer bulabilmekti…

 

  1. Bölümün sonu

Copyright © 2016 Mustafa Âli Targaç – All rights reserved.

Etiketler

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Sorry - Comments are closed

Ziyaretçiler

Bugün: 16
Bu hafta: 16
Toplam: 13420

HİLE – Bölüm – 1

KUTU – Bölüm – 1

Voidrunner

Kategoriler